Başlık Giriniz

Değer ve Ahlak Çatışmaları

İnsan, yalnızca düşünen değil; aynı zamanda değer veren bir varlıktır. Bu nedenle içsel çatışmaların en derini, çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, değerlerin birbiriyle çarpışmasından doğar. Kişi neyin doğru olduğunu bilir ama hangi doğruyu seçeceğini bilemez.

Modern dünyada bu çatışmalar daha da keskinleşmiştir. Bireysel özgürlük ile toplumsal sorumluluk, dürüstlük ile çıkar, sadakat ile adalet aynı anda talepte bulunur. Her biri ahlaki olarak savunulabilir olsa da hepsi birlikte yaşatılamaz. İşte tam bu noktada insan, etik bir gerilim alanında kalır.

Değer çatışmaları çoğu zaman kaygı ve suçluluk duygusuyla birlikte ilerler. Çünkü verilen her karar, seçilmeyen değerin yasını da içinde taşır. Bu yas tutulmadığında kişi ya kendine yabancılaşır ya da başkalarını suçlayarak iç dengesini korumaya çalışır.

Felsefi bakış açısı, bu çatışmaları bastırmayı değil, görünür kılmayı amaçlar. Amaç “doğru”yu dikte etmek değil; hangi değerin, hangi koşulda, neden önceliklendirildiğini bilinç düzeyine çıkarmaktır. Ahlak, ezberlenmiş kurallar bütünü değil; düşünülerek üstlenilmiş bir sorumluluktur.

Değer ve ahlak çatışmaları çözülecek problemler değil, taşınacak bilinçlerdir. Kişi bu çatışmaları inkâr etmeden taşıyabildiğinde, karakter dediğimiz şey yavaş yavaş inşa olur.